
Sesi Çıkamayanların Çığlığı: Bir Kadının Direnişi
Türkiye’de kadın olmak zor; ancak hem kadın hem de bağımlılıkla ya da bağımlı bir evlatla mücadele eden biriyseniz, hayat her coğrafyada daha ağır bir sınava dönüşüyor. Coğrafya veya toplumsal statü değişse de baskı, önyargı ve yalnızlaştırılma değişmiyor.
Kırsalda toprağın yükünü çeken, fikri sorulmadan evlendirilen ve susmaya zorlanan kadınlardan; şehirde kendi ayakları üzerinde durmak isterken sömürülen, yatırımcı veya sponsor bulamadığı için hayalleri yarıda kalan kadınlara kadar hep aynı görünmez duvarlarla karşılaşılıyor. Üstelik bu yükün üzerine bağımlılık veya bağımlı bir evladın acısı eklendiğinde; toplum, akrabalar ve hatta aileler bile destek olmak yerine kapılarını kapatıyor. “Aman kimse duymasın, rezil oluruz” korkusuyla eve zincirlenen evlatlar, o zincirleri izlerken içi yanan ama çaresizce susturulan anneler var.
Yakın geçmişte Mersin’de, ödemesi aksayan üç gün yüzünden sokağa terk edildiğimde, gündüz ışıldayan sokakların geceleri ne kadar acımasız olabileceğini bizzat tecrübe ettim. O üç günde açlığı, çaresizliği ve sokakta yalnız bırakılan genç kızlarımızın uğradığı acımasızlığı gördüm. Sistemik engeller ve toplumsal duyarsızlık insanı en karanlık noktalara itebiliyor. Ancak karşılaştığım duyarlı insan adımları ve geçmişte dokunduğum hayatların sorumluluğu bana tek bir şeyi hatırlattı: Sen bu değilsin; pes edemezsin.
O karanlıktan çıktım, küllerimden yeniden doğdum ve derneğimizin başına geçerek mücadeleyi büyüttüm. Şimdi tek bir amacım var: Sokaklardaki Songülleri, Rabiaları, Sıla’ları ve yalnız bırakılan anneleri o bataklıktan çekip çıkarmak.
Neyi Değiştirmek İçin Mücadele Ediyoruz?
- Bütüncül İyileşme ve Yaşam Köyü: Bağımlılıkla mücadele sadece tıbbi tedaviyle bitmiyor. Kadınlarımızın ve gençlerimizin topluma güvenle dönebileceği, rehabilitasyon imkânı sunan, üretim odaklı (lavanta, mantar yetiştiriciliği vb.) ve tamamen ücretsiz bir Yaşam Köyü projesini hayata geçiriyoruz.
- Öncü Anneler Projesi: Toplumun ve kurumların kulak tıkadığı tüm çağrılara rağmen; valiliklerden şirketlere, vekillerden sivil topluma kadar her kapıyı zorlayarak annelerin ve kadınların sesi olmaya devam ediyoruz.
- Gerçek Bir Sığınak ve Dayanışma: Tedavi sonrası işsiz, evsiz ve desteksiz kalan bireylerin tekrar aynı ortama dönmesini engellemek için sürdürülebilir istihdam ve güvenli yaşam alanlarının kurulması en büyük hayalimiz.
Songül kızımız gibi “Beni kurtarın” diye haykıran, evladı için gözyaşı döken binlerce insanın çığlığını duymak zorundayız. Birkaç duyarlı yüreğin desteğiyle yakılan bu meşaleyi söndürmeyeceğiz. İnsan hayatı bu kadar ucuz, toplum bu kadar acımasız olmamalı.
Biz susmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. Her şeye rağmen direnen, üreten ve birbirine el uzatan kadınlar olarak bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Çalışmalarımızı ve Songül’ün sesini paylaştığımız yayınları takip etmek, mücadelemize destek olmak için: akhayatlar.com.tr




