Uyuşturucu İle Mücadele Haberleri

Madde Bağımlısı Ailelerimizin Çağrısı

YAŞADIĞIMIZ SORUNLAR

  • Genel Sağlık Sigortası ve Tedavi Maliyetleri:
    Bağımlı bireylerin büyük çoğunluğunun genel sağlık sigortası bulunmadığı için tedavilerinin çok büyük bir bölümü ailelerin kendi kısıtlı olanaklarıyla karşılanmaktadır. Bu durumun maddi ve manevi açıdan sürdürülebilirliği mümkün değildir.
  • GSS Borcu Engeli:
    Bağımlılık tedavisi görmek isteyen bireylerin, “Genel Sağlık Sigortası (GSS) borcu var” gerekçesiyle en temel tedavi hakkından faydalandırılmaması gibi durumlarla çok sık karşılaşmaktayız.
  • Kadın Bağımlıların Yaşadığı Mağduriyetler:
    Kadın bağımlıları, çoğunlukla “AMATEM’de yer yok” denilerek psikiyatri servislerine yatırmaktadırlar. Bu yaklaşım, yaşadığımız sorunları çözmek yerine daha da derinleştirmektedir.
  • AMATEM Koşulları ve Yaklaşımlar:
    Mevcut AMATEM’lerdeki görevlilerin çocuklarımıza yönelik olumsuz tutum ve yaklaşımları, bağımlı yakınlarımızı tedavi sürecinden tamamen soğutmaktadır. Bağımlı bireylerin büyük çoğunluğu özel AMATEM ruhsatı verilmiş hastanelerde tedavi olmayı kabul ederken, devlet AMATEM’lerine gitmeyi reddetmektedir. Gitmeyi kabul ettiklerinde ise ya “yer yok” yanıtıyla karşılaşmakta ya da çok ileri tarihlere randevu verilmektedir. Kadın bağımlı bir yakınınız varsa, karşılaştığınız sorunlar çok daha içinden çıkılmaz bir hale bürünmektedir.
  • Tedavi Kararında Aile Onayının Önemi:
    Oldukça zor şartlar altında başlatılabilen tedavi sürecinin devamına ya da sonlandırılmasına ilişkin karar, tek başına bağımlı bireyin isteğine veya beyanına bırakılmamalıdır. AMATEM ruhsatlı özel hastanelerde uygulandığı gibi, sürecin her aşamasında ailenin de onayı alınmalıdır. Mevcut uygulama, ailelerin yaşadığı en mağdur edici durumlardan yalnızca birisidir.
  • Rehabilitasyon Merkezlerindeki Yetersizlik:
    Sayıca son derece yetersiz olan Rehabilitasyon Merkezlerine kadın bağımlılar kabul edilmemektedir. Oysa bağımlı yakınlarımızın tedavi sürecinin başarıyla sonuçlanabilmesi için rehabilitasyon aşaması şarttır.
  • Kriminal Yaklaşım ve Sabıka Kaydı Engeli:
    Madde bağımlılığı tıbbi bir beyin hastalığı olarak değil, adli ve kriminal bir vakıa olarak algılanmaktadır. Bu nedenle bağımlı bireylerin üzerlerinde madde yakalandığında, tıpkı madde satıcılarına yapıldığı gibi adli işlem uygulanmakta ve sicillerine sabıka kaydı işlenmektedir. İçici ile satıcıyı birbirinden ayırmayan bu toptancı yaklaşım; iyileşme yoluna giren bağımlı bireylerin yeni yaşam mücadelelerinde, özellikle işe alım süreçlerinde sürekli karşılarına çıkan aşılmaz bir engelle dönüşmektedir.
  • Denetimsizlik:
    Tedavi süreçlerinin piyasalaştırılmasına yol açan ciddi bir denetimsizlik söz konusudur.
  • Bürokratik Engel ve Vasi Davaları:
    Vasi davalarında bağımlı bireyler, doktorlar tarafından iki ayda bir olmak üzere uzun aralıklarla iki kez kontrolden geçirilmektedir. Heyet raporu hemen çıkmadığı gibi, bağımlı bir bireyi bu tür uzun bürokratik işlemler için sürekli hastaneye götürmekte büyük zorluklar yaşamaktayız. Bu süreçler aileler için tam bir eziyete dönüşmekte, bürokratik engeller süreci tam bir kaosa sürüklemektedir.
  • Cezaevlerindeki Yetersizlik:
    Cezaevi süreçlerinde, bağımlı bireyleri tedaviye yönlendirmeyi ve topluma kazandırmayı hedefleyen iyileştirici yöntemler bulunmamaktadır.
  • Acil Müdahale Birimi Eksikliği:
    Acil durumlarda bağımlı yakınlarını kabul eden, kriz anlarına özel bir acil müdahale birimi ne yazık ki mevcut değildir.
  • Bankaların Sorumsuz Tutumu:
    Bankaların, aile fertlerinin onayını almadan bağımlı bireylere kredi kartı veya kredi vermesi ve sonrasında tahsil edemedikleri borçların sorumluluğunu aileye yüklemesi, sıklıkla karşılaştığımız bir diğer mağduriyettir.
  • Denetimli Serbestlikteki Açıklar:
    Denetimli serbestlik sürecinde bağımlı bireyler, genellikle 3 ay boyunca 15 günde bir idrar tahlili vermekte ve SAMBA (Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Programı) grup terapisine katılmaktadır. Ancak tahlil gününden 4 gün önce, maddenin idrarda çıkmasını engellemek amacıyla tercih ettiği madde yerine Suboxone içilmekte veya serum taktırılarak tahlile gidilmektedir. Bu durum denetim mekanizmasını işlevsiz kılmaktadır.
  • Zorunlu Tedavi ve Şiddet Vakaları:
    Zorunlu tedavi süreçlerinde ise her gün haberlerde kadına, eşe, çocuğa ve anneye yönelik şiddet olaylarını izliyoruz. Bu olaylara karışanların büyük bir çoğunluğunun şartlı tahliye veya denetimli serbestlik kapsamında dışarıda bulunan bireyler olduğunu üzülerek görüyoruz. Ailesine şiddet uygulayan bağımlılara yönelik yaptırımların uygulanması veya zorunlu tedavi kararlarının çıkartılması tam bir mevzuat çilesine dönüşmüştür. Somut kararlar alınması yerine nasihat verilerek kendi kâbusumuzla baş başa bırakılmaktayız.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ

  • Kapsamlı Tedavi Modelinin Oluşturulması:
    AMATEM’lerde sadece detoks (arındırma) işleminin yapılmasının son derece yetersiz ve gerçeklikten uzak bir hizmet olduğu artık kabul edilmelidir. Tedavinin, rehabilitasyon sürecini de kapsayacak şekilde sorunun gerçekliğiyle örtüşen nitelikli bir yapıya kavuşturulması hayati önem taşımaktadır.
  • Rehabilitasyon ve Sosyal Entegrasyon:
    Bulunduğumuz coğrafi konum itibarıyla uyuşturucu sorunu ülkemizin en kritik gündem maddelerinden biri olmaya devam edecektir. Talep ve zarar azaltımına yönelik mücadelenin ve tedavi zincirinin en etkili halkasının “Rehabilitasyon ve Sosyal Entegrasyon Merkezleri” olacağına inanıyoruz.
  • Müstakil Kurumsal Yapılanma:
    Bağımlılıkla mücadelede kalıcı ve nitelikli politikaların oluşturulması kritik önem taşımaktadır. Bu alandaki tüm faaliyetlerin koordineli yürütülebilmesi, ancak yalnızca bu soruna odaklanacak uzman bir kurumsal yapı olan “Bağımlılıklarla Mücadele Müsteşarlığı” benzeri bir organizasyonla mümkün olabilir.
  • GSS ve SGK Muafiyeti:
    Bağımlılık sarmalına girmiş bir bireyin tedavi hakkından yararlanabilmesi için SGK ve GSS yükümlülüklerinin sorgulanması ve borcu nedeniyle tedaviden mahrum bırakılması kabul edilemez. Hiç kimsenin tedaviye erişim hakkı engellenmemeli; özel bütçe veya fon tahsisleriyle bu sorunlar çözüme kavuşturulmalıdır. Bağımlı birey olma durumu hukuki ve psikiyatrik açıdan özel olarak ele alınmalı, bu kişilerin birtakım kamusal yükümlülüklerden muaf tutulmasını sağlayacak yaklaşımlar tartışmaya açılmalıdır.
  • Hastanın Beyanı İle Sınırlı Kalmama:
    Mevcut uygulamada geçerli olan ve ailelerin elini kolunu bağlayan “Bağımlı Bireyin Beyanı” esası yeniden değerlendirilmelidir. Kendi öz bakımını dahi yerine getiremeyecek durumda olan bir bireyin irade beyanının tek kıstas kabul edilmesini doğru bulmuyoruz. Konunun tüm taraflarından oluşan uzman kurullarca etraflıca ele alınmasını talep ediyoruz.
  • Sabıka Kayıtlarının Temizlenmesi:
    Herhangi bir kriminal suça karışmamış, yalnızca madde kullanımından dolayı adli sicil kaydı oluşan bağımlı bireylerin; örneğin 3 yıllık temiz kalma süresini uzman bir heyet raporuyla belgelemeleri halinde, temiz kalma motivasyonlarını desteklemek amacıyla sabıka kayıtlarının silinmesini önermekteyiz.
  • Tutuklu/Hükümlü AMATEM Birimleri:
    Kullanıcılıktan dolayı cezaevine giren bağımlı bireylerin genel cezaevlerine değil, “Tutuklu/Hükümlü AMATEM” birimlerine sevk edilerek tedavi altına alınmalarını sağlayacak yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır.
  • Ailenin Sürece Dahil Edilmesi:
    Denetimli serbestlik süreci de dâhil olmak üzere, aile bireylerinin de tedavi ve terapi süreçlerine dâhil edilmesi hayati önem taşımaktadır. Ailenin kapsanmadığı hiçbir tedavi modelinin başarıya ulaşamayacağına inanıyoruz.
  • Bankacılık Düzenlemeleri:
    Geçmiş bağımlılık veya tedavi kayıtları bulunan bireylere kontrolsüzce kredi veren veya kredi kartı tahsis eden bankaların, kendi sorumsuzluklarının bedelini ailelere ödetmesini engelleyecek yasal tedbirler alınmalıdır.

ACİL TALEPLERİMİZ

  • Bölgesel Rehabilitasyon Merkezleri:
    Ülkemizin her bölgesinde en az bir adet olmak üzere tam teşekküllü Rehabilitasyon ve Sosyal Entegrasyon Merkezi açılmalıdır.
  • Kadın Bağımlılar İçin Öncelik ve Eşitlik:
    Daha yüksek risk altında bulunan kadın bağımlılara yönelik negatif ayrımcılığa ve tedaviye erişimde karşılaşılan kısıtlamalara derhal son verilmeli; tedaviye ulaşımlarını kolaylaştıracak mevzuat düzenlemeleri yapılarak yatış başvuruları öncelikle değerlendirilmelidir.
  • Zorunlu Tedavi Prosedürlerinin Sadeleştirilmesi:
    Zorunlu tedavi süreçlerinde karşılaşılan bürokratik prosedür zorlukları, durumun aciliyetine uygun şekilde hızla sonuç alınabilecek sadeliğe kavuşturulmalıdır. Toplumsal şiddet olaylarının temelinde bağımlılık sorununun yattığı gerçeği göz önüne alınarak acil adımlar atılmalıdır.
  • STK Yetkinlik Standardı ve Denetim:
    İnsan hayatını doğrudan ilgilendiren bu alanda, hiçbir faaliyet tanımı, denetimi ve yetkinlik kriteri aranmaksızın dernek kurulabilmesi ve bu hassas konunun her türlü istismara açık hale gelmesi engellenmelidir. Sivil toplum faaliyetlerinin yetkinlik kriterleri Sağlık Bakanlığı uzman kurullarınca belirlenmeli ve sıkı şekilde denetlenmelidir.
  • Hastanelerde Acil Müdahale Protokolü:
    Devlet hastanelerinde bağımlı bireylere yönelik acil müdahale durumlarında yaşanan mevzuat engelleri ve muğlak tanımlamalar düzeltilmeli; görevi ihmal ve suistimallere yer vermeyecek netlikte acil servis protokolleri oluşturulmalıdır.
MADDE BAĞIMLISI YAKINLARI

Ak Hayatlar Bağımlılık ve Uyuşturucu İle Mücadele Derneği

Uyuşturucudan uzak bir toplum bizlerin eseri olacaktır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Whatsapp
Başa dön tuşu